"En Ağır İşçisi Benim
Gün 24 Saat Seni Düşünüyorum!"
MİLYON KERE GÜLDEN
Ben bir Gülden'dir tutturmuşum oh ne iyi
Gülden'li içkiler içip sarhoş oluyorum ne güzel
Hoşuma gitmiyorsa rengi denizlerin
Biraz Gülden sürüyorum güzelleşiyor
Şarkılar söylüyorum
Şiirler yazıyorum Gülden üstüne
Saatim her zaman Gülden'e beş var
Ya da Gülden'i beş geçiyor
Ne yana baksam gördüğüm o
Gözümü yumsam aklımdan Gülden geçiyor
Bana sorarsanız mevsimlerden Güldendeyiz
Günlerden Güldenertesidir
Odur gün gün beni yaşatan
Onun kokusu sarmıştır sokakları
Onun gözleridir şafakta gördüğüm
Akşam kızıllığında onun dudakları
Başka kadını övmeyin yanımda gücenirim
Gülden'i övecekseniz ne ala, oturabilirsiniz
Bir kadehte sizinle içeriz Gülden'li
İki laf ederiz
Onu siz de seversiniz benim gibi
Ama yağma yok Gülden'i size bırakmam
Alın tek kat elbisemi size vereyim
Cebimde bir on liram var
Onu da alın gerekirse
Ben Gülden'i düşünürüm, üşümem
Üç kere adını tekrarlarım, karnım doyar
Parasızlık da bir şey mi
Ölüm bile kötü değil
Güldensizlik kadar
Ona uğramayan gemiler batsın
Ondan geçmeyen trenler devrilsin
Onu sevmeyen yürek taş kesilsin
Kapansın onu görmeyen gözler
Onu övmeyen diller kurusun
İki kere iki dört elde var Gülden
Bundan böyle dünyada
Aşkın adı Gülden olsun
Her sabah güneşle birlikte doğan
Ruhumu ısıtan o sevgi sensin
Dünyamı bir anda neşeye boğan
Huzuru yaşatan o sevgi sensin
Güzel gözlerine baktığım zaman
Gözümden gönlüme aktığın zaman
Seninle bir bütün olurum inan
Dünyalara bedel o sevgi sensin
Benzeri bulunmaz bu aşkın
Sen bana yalansın, ben sana yakın
Elini elimden ayırma sakın
İçimde büyüyen o sevgi sensin
Alttaki resim için yorum yazmak istemiyorum, zaten sayın Şenol Çınar en güzel şekilde yorumlamış; "Başında kraliçe tacı ve üzerinde beyaz gelinliği ile Gülden'imiz sanki "Türkiye müziğinin gerçek kraliçesi benim" der gibi."
GÖZYAŞI OLSAM
Gözünde bir damla göz yaşı olsam
Oradan kalbine akabilirim
Canına can katmak elimde olsa
Ömrümü ömrüne katabilirim
Bir masal söylesem güldüre bilsem
Bütün herşeyimi verirdim sana
Ruhundeki ateşi söndürebilsem
O zaman inan ki tapardım sana
Anlatsam dizinde derdimi döküp
Belkide gülerdin gizlice bana
Bense kalbimi yerinden söküp
Atardım bir anda ayaklarına
Bir masal söylesem güldüre bilsem
Bütün herşeyimi verirdim sana
Ruhundeki ateşi söndürebilsem
O zaman inan ki tapardım sana
Hayranı-tutkunu çok olan bir isim Gülden Karaböcek. Çoğu insan için bir "kült" kişi o. Tekstil atölyelerinden en şık mağazalara, mahalle kahvelerinden yazar-çizer dolu entelektüel cafe'lere kadar her yerde hala onun şarkıları çınlıyor. Günün herhangi bir anında, herhangi bir yerde, herhangi bir Gülden Karaböcek şarkısı çalmaya başladığında hep aynı şey olur: Önce şarkıya kulak kabartılır, ilk bir-iki dizede şarkıcı yalnız başına söyler şarkısını, sonra da hep bir ağızdan ona eşlik edilir; hem de sonuna kadar. Böyle biridir işte Gülden Karaböcek. Yüzlerce şarkısı vardır ve tamamına yakını ezbere bilinir. Ülkenin "Hüzün Kraliçesi", kaç zamandır yeniden dillerde. Göksel'in "Körebe" albümündeki "Gülden" tavrı, şarkıcıyı daha da fazla aranır-sorulur bir hale getirdi. Eski yapıtları CD'lere transfer edildi, makul fiyatları nedeniyle her eve girdi, yıllar sonra tekrar baş köşeye kuruldu.
Gülden Karaböcek, ilk 45'liklerini 70'li yılların başında yayınladı. Bu ilk dönem plakların arasında en fazla ses getireni "Koşma Koşma" adlı plak oldu. Tamamen "pop" olan, günün taleplerine uyan ve sonradan şarkıcının binbir arayış, binbir emekle oluşturacağı "'sound"u ile uzaktan-yakından ilgisi olmayan bir 45'likti bu. Plak tutunca da devamı geldi. Şah ve daha sonra Elenor'dan çıkan bu plaklarda, başta Aşık Ferrahi ve Aşık Mahzuni Şerif olmak üzere onlarca türkü seslendirdi sanatçı. Türküleri, hafifçe "batı" sound'una yaklaştırılmış ama asla köklerinden koparılmamış bir şekilde söylemekteydi. "Ahu Gözlüm", "Nem Kaldı", "Yalancısın" bu dönemin birkaç örneği. Bu dönemi, şarkıcının "Ferdi Tayfur" dönemi takip etti. Ferdi Tayfur, Elenor'un bir başka sanatçısıydı; bu nedenle, şarkıcının, Ferdi Tayfur'a ait "Bana Gerçekleri Söyle", "Çeşme" ve "Ne Bilirdim ki" adlı şarkıları plak yapması kimseyi şaşırtmamıştı. Ama bu plaklarda şaşırtıcı olan, bu tamamen arabesk şarkıların, Gülden Karaböcek'in daha önceki stiline uyarlanabilmiş olmasıydı. Mükemmel bir şekilde aranje edilmiş bu üç-beş plak sonrası, Gülden Karaböcek bir adım daha atttı, tam olarak ne yapmak istediğine karar verdi, türküleri de, başkasının şarkılarını da bir kenara bıraktı ve şarkılarını kendisi yazmaya başladı. Bunun ilk örneği de "Dilek Taşı" oldu. Sözleri Poyraz Tekin'e ait olan şarkı tam anlamıyla onikiden vurarak yeri göğü inletti. Orhan Elmas'ın yönettiği bir filme konu oldu ve bu 45'liğin arkasından "Müzik Ve Ben" albümü geldi. "Müzik Ve Ben" ülkemizde bugüne kadar yayınlanmış en önemli albümlerinden birisidir. Hesaba kitaba gelemeyecek kadar çok sattı bu albüm. Şarkıcıya neredeyse bir Orhan Gencebay, bir Ferdi Tayfur miktarında ün ve popülerlik getirdi. Bütün ülkenin dilinde bu albümün şarkıları vardı: "Bir gün değil sana hergün yalvardım, duymadın sesimi, sürünüyorum". Bu çok tutmuş ve çok satmış albümden sonra, önce "Gülden Fırtınası", sonra da diğerleri geldi. Her albüm, şarkıcının başarısını daha da keskinleştiriyor, "Hüzün Kraliçesi" namının altını biraz daha çiziyordu. Bu durumu komikıÜübulanlar da vardı elbette. "Hisseli Harikalar Kumpanyası" müzikalinde, Melih Kibar ve Çiğdem Talu, arabeski tiye almak için yazdıkları "Sabır Taşı Kolyesi"nde bu albümün ikinci parçası olan "Ayrılık Kolyesi"ni örnek seçtiler kendilerine. Durmak, yorulmak bilmeden, ayrılık ve karşılıksız aşk şarkıları söylemiş olan şarkıcının, "İncileri onun hep gözyaşımdan, dilersen boynuna tak da öyle git" gibi oldukça naif, oldukça yürek yakıcı dizeleri, "Bir kolye yapmışım sana sabır taşından, tak bu kolyeyi boynuna, yıkıl karşımdan"a dönüştürüldü, bir kısmımız durduğu yerde kıkırdamak için bunu fırsat bildi. Bu çok tutmuş ve çok satmış albümden sonra "Gülden Fırtınası" adlı diğer albüm geldi. Bu da bir önceki gibi, Gülden Karaböcek - Atilla Alpsakarya ortak çalışmasıydı. Bu albümün tek farkı söz yazarları değişmişti. İlk albümde yer alan Ahmet Selçuk İlkan ve Ali Tekintüre'nin yerine Halit Çelikoğlu gelmişti. Bu albüm de adına yakışacak bir şekilde tam bir fırtına kopardı. Gülden Karaböcek ülkenin en ünlü şarkıcılarından biriydi ve öyle kalacak gibi de gözüküyordu. "Küstüm sana dünya, barışmam artık" diyordu şarkıcı bu albümün bir şarkısında. Dünyaya değilse bile müziğe küstü sanatçı üç - beş albüm sonra. Hem de en popüler döneminde.
Güya bolluk içindeymişiz hissini güçlendirmek için herkesin elbirliği ettiği 90'larla birlikte, Gülden Karaböcek ve benzerlerini tamamen unuttuk. Aklımız başımıza geldiği zaman da, terkettiklerimizin büyük bir kısmına yeniden sarıldık, onları yeniden sahiplendik. Bunların arasında Gülden Karaböcek de vardı. Şarkıcının "Demir Attım Yalnızlığa" adlı şarkısının Ebru Gündeş'e kapıları açmasından hemen sonra yeniden bir "Gülden Fırtınası" esmeye başladı. Şarkıcının bizzat kendisinden yeni albümler-şarkılar geldi önce; ardından da başta "Dilek Taşı" ve "Sürünüyorum" olmak üzere epeyce sayıda şarkısı kapanın elinde kaldı, cover yapıldı. Kısa bir zaman önce, Gülden Karaböcek yepyeni bir çalışmayla bizimle birlikte oldu. "Söz Vermiş Şarkılar" adlı albümde, şarkıcının koyu bir hayranı olan Murathan Mungan'ın bugüne kadar hiç gün yüzü görmemiş bir şarkısını Karaböcek seslendirdi. Bu şarkı ile birlikte yüreklerimiz burkuldu, yeniden göz yaşlarına boğulduk. Gülden Karaböcek, bu sefer de "Otel Odaları"ndan hüzün savurdu üzerimize.
Uğruna cam-çerçeve indireceğimiz, dağlar aşacağımız çok şarkıcımız yok, üç tane-beş tane. Gülden Karaböcek bunların arasında yer alıyor. Her zaman da böyle oldu, en azından kendisini "ağır" hayran kabul edenler için.
Aşka yalan denildi
Dünya yalan değil mi?
Hepimizin kaderi
Kara toprak değil mi?
Gurbet ayrılık oldu
Seni sevdiğim için
Görmek kısmet olmadı
Sana geldiğim için
HABERİN VARMI
Yıllar yılı gizliyorum, hep içimde saklıyorum
Kimselere diyemiyorum
Gizlediğim aşkımsın sen, sakladığım sevdamsın sen
İçimdeki gizli sırsın sen
Haberin varmı seni çok sevdiğimden
Haberin varmı yüreğimin sesinden
Bir dua gibi, bir dilek gibi
Gizliyorum senin sevgini
Ah... Yaşadığım hayalleri, gündüzleri,geceleri
Kime vereyim bu sevgimi
Diyemiyorum, diyemiyorum, kimselere diyemiyorum
Diyemiyorum, diyemiyorum, hep içimde gizliyorum
Haberin varmı seni çok sevdiğimden
Haberin varmı yüreğimin sesinden
Bir dua gibi, bir dilek gibi
Gizliyorum senin sevgini
Sevdiğini söylüyorsun
Senden başka bilen var mı
Haberim yok görüyorsun
Benim bunda suçum var mı
Yollarımı beklermişsin
Görmeyince özlermişsin
Beni çokta severmişsin
Benim bunda suçum var mı
Suçum var mı, suçum var mı
Benim bunda suçum var mı
Beni çokta severmişsin
Benim bunda suçum var mı
Kalmamış hiç gözünde yaş
Benden başka bir arkadaş
Ölsen bile yavaş yavaş
Benim bunda suçum var mı
...Sakın takma göğsüne
Gülünü kıskanırım
Seni saran kemerden
Belini kıskanırım...
ECEL OLSUN
Kapansın yollarım Sensiz gidersem
Son gülüşüm olsun Sensiz gülersem
Kahrolayım senden Başka seversem
Haram olsun bana Senden başkası
İlk ve son sevgilim Gerçek aşkımsın
Bu günüm yarınım Derdim kahrımsın
Değişmez kaderim alın yazımsın
Haram olsun bana senden başkası
Kör olsun gözlerim Ele bakarsam
Sensiz olan bir tek Hayal kurarsam
Ölümsüz aşkını Hiçe sayarsam
Ecel olsun bana Senden başkası
DİKKAT..!
Bu site benim ve dostlarımın; zaman, para ve emek harcaması ile (karşılıksız ve fedakarca) Gülden Karaböcek hayranları için yapılmıştır. Her geçen gün kapsamı genişletilmektedir. Sitede yayınlanan; resim, belge, haber, yazı, fikir ve düşüncelerin kısmen veya tamaman başka sitelerde kullanılması ve suistimal edilmesi kesinlikle yasaktır! Sitenin amacı, Gülden Karaböcek' i tanımak ve tanıtmaktır. Tüm ziyaretçilere ve Gülden Karaböcek hayranlarına önemle duyurulur...